Tefrika

ÇAĞRILANLAR   – 

He türlü haksızlığa karşı tüm Dünya da içleri kinle dolu çaresiz insanların, çok zaman düşledikleri intikam arzusunun gerçeğe dönüşmesini anlatan bir kugu.

Yeni çağ kuantum fiziği ve maddenin var ile yok arasında gidip gelmesi üzerine bir çok bilim insanının her şey bir rüya ya da zihnin oluşturduğu bir yanılsama felsefesine ve Özellikle çift yarık deneyi sonuçlarına dayanan, gözlemcinin beklentisi üzerine dalga ya da tanecik davranışı gösteren foton, elektron taneciklerinin maddenin bilincimiz beklentisine uygun  oluşabileceği, alt yapısı enerji dalgası olan maddenin bizi, bizim bilincimizin de maddeyi şekillendirebileceği  hipotezi üzerine dayanan, insan iradesinin var ettiği bir intikam timinin temizlik serüveni.

Kim ve nereden ortaya çıktıkları bilinmeyen  altlarında 1930 lardan kalma  kapıları ters açılan siyah bir Ford, ellerinde tamburlu Thompson silahlar ile siyah beyaz 4 tetikçidir hikayenin esas figürleri.

Bir gün bir Avrasya ülkesinin en büyük kentinde demokratik hak talebi için sokaklara dökülmüş insanlara, vahşi köpekler gibi saldırarak ezmeye, sorumluluk duymaksızın öldürmeye programlanmış polis ordusunun karşısına çıkar, bir gün Dünyanın ta ötesindeki bir ülkede yasaların aciz kaldığı bir suç örgütünün içine dalar. Düzenin yasalarını yapıp bireyleri ezen hayatlarını karartan kurumlar ve tek bir bireyin hayatının çalınması dahi bu timin intikam görev alanındadır.

Kurgu hikayede 5 ayrı bir birinden çok bağımsız olay anlatılımı varsa da Dünya üzerinde insanın uğradığı haksızlık ve kötülüklerin anlatımı sonsuz bir roman olur ki bu da hikayemizin ana konusundan yola çıkarak her konu, yer ve olay için sonsuz bir kaynak demektir.

Satır içi görüntü
Satır içi görüntü

Modern çağ polis arabalarının kovalamada yetişemediği araçları ve karşı ateşe maruz kalmalarına rağmen hiç etkilenmeyen ? timin ne olduğu sorusu izleyicinin kararına  kalacaktır.

ÇAĞRILANLAR

Giriş

Dünya nüfusunun hızla artmasıyla ortaya çıkan göçler ve buna bağlı olarak artan yoksul göçmenlere karşı ırkçılık ve karşı tepkinin yanı sıra ucuz işçiliğin neredeyse köle geçim seviyesine düşmesi ile yoksulluk sorununun Dünyanın her yerine taşınmasını da beraberinde getirdi. Ekonomisi gelişmiş ülkelerde dahi düşen iş ücretleri, halkların memnuniyetsizliği her durumda insanların yönetimlere karşı eylem çağını açmış gibi. İdeal demokratik rejimlerin diğer ülkelerle rekabet için beslediği sermaye sınıflarını kollaması rejime karşı çıkışları da arttırarak demokrasiye karşı olan inancı da sarsmış oldu. Halkın taleplerini öteleyen hükümetlere karşı sokağa çıkan, çok sert olmasa da ayaklanan insanlara yönetimlerin polis kuvvetiyle sert karşılık vermesi yönetimleri demokrasiden totaliter rejimlere dönüştürdüğü görülürken, süregelen olaylar da birçok ülkede kaosun arttığı, karanlığa doğru hızla sürüklenir durumda.

Bölüm 1

Benzer birçok gerekçeyle, Avrupa ve Asya kıtaları üzerine yayılmış, Avrupalıların Ortadoğulu muamelesi yapmayı tercih ettiği, tarihin en eski yüksek uygarlıklarının gelip geçtiği topraklardaki genç cumhuriyet ülkesinin, bir türlü beceremediği çağdaş demokratik düzenin haklarından biri olan protesto ya kalkışmış genç, orta yaşlı,  kadın, kız, modernliği temsil eden gurup, kentin merkezinde sıkışıp kalmış beş on ağaca sarılmış son yaşam alanı sembollerini despot bir yönetimin elinden kurtarmak için direniyorlar. Ancak demokratik hakları çoktan askıya almış, hak arayan değil biat eden bir gençlik ve yurttaş değil tebaa talebindeki hükümet başı, inancı yolunda yönetmeyi öngördüğü ülkede, ben verirsem alırsınız benim iradem dışında herhangi bir şey edinmeniz mümkün değildir olan Tanrı söylemini kullanıyor çoktandır.

Bu durumu kavramamış halk işçi bayramı diye sokağa dökülür… dayak yer, zam ister dayak yer… Kültür sarayımızı yıkmayın der… Dayak yer, sinemamızı peşkeş çekmeyin der… Dayak yer, atama talep eder… Dayak yer, dayak yer, dayak yer.

Halk da, polis ve diğer kolluk kuvvetleri de bu duruma çoktandır alışmıştır artık. Halk polisin bu zulümden, polis de halkın dayak yemekten bıkmasını beklemektedir sanki. Bir önceki yürüyüşte tutuklanmadan, dayak yiyip sakatlanmadan kurtulanlar bir sonraki için koşa koşa gelir, alacaklı kalmışlar gibi dayak yeme, tekmelenme ve tutuklanarak yerlerde sürünerek götürülme sırasına girer olmuşlar. Her seferinde yeni katılımlarla büyüyen göstericilere karşı hükümette dayakçı sayısını çoğaltarak ülkedeki işsizlik sorununa istihdam çaresi bulmuş gibi polis sayısını giderek arttırmaktadır.

Ülkenin Anayasasında var olan ve hiçbir makam ve kimseden izin alınmasını gerektirmeyen yürüyüş ve gösteri hakkını muktedire rağmen kullanabileceklerine inat eden büyük bir topluluk kentin her yerinden gruplar halinde toplanarak, işgal edilmiş kent merkezini kurtarmak için hareke geçmiş, yürüyorlar.

 Göstericilerin var sandıkları Anayasal hakkın yazılı olduğu sayfayı çoktan kafalarından yırtıp atmış olan yetkinlerin, güçlerini arttırdıkları dayakçı sayısı ile kent merkezini ve ona çıkan yolları tutmuşlar avın tamamının ağ içine girmesini bekleyen balıkçı taktiğiyle beklemedeler.

Önce kalkan olup yürüyüşün önüne geçen polis, hak, hukuk, taleplerine Fransızca yanıt veriyor, önü kesilmiş yürüyüş kolu arkadan itekleyince polislerle temas ediyor, böylece beklenen saldırı bahanesi taktiği çalışmaya başlıyor. Ön saftaki orta yaşlı kadınlı erkekli birkaç kişi polis amirlerine hala yürüyüşün bir hak olduğu kendilerine mani olmakla yasaları çiğnediklerini anlatmaya çalışıyorlar. Polis amiri bıkmış bu hak, hukuk söylevlerinden. –Dağılın diyor. Sadece, dağılın. Berikiler bir şeyler söylemeye çalışırken, bu kez arkasına dönüyor ve yüksek sesle bağırıyor. -Polise mukavemet. Gaaaaaazzzzzzzzzzzz sııııııııık. Dağıtın bunları.

Yarın 2 sayfa.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir